deizm nedir deizm ne demek

Deizm (tanrıcılık), 17'inci ve 18'inci yüzyılda İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde belirginleşmiş dini bir felsefedir.
Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta mucizeler), yaradanın dinlerle olan bağını, kutsal metinleri ve ortaya çıkmış tüm dinleri reddederler. Bunun yerine; deistler doğru dini inanışların insan mantığında ve doğal Dünya'nın kanunlarında görmeyi tercih ederler. Bu doğrultuda da; varolan tek bir tanrının ya da üstün varlığı kabul ederler.

Kelime Manası
Deizm kelime anlamı olarak; "tanrı"'dan gelmiştir; Latince "deus" kelimesini kullanır; tam Türkçesi ile "Tanrıcılık"dır.
17'inci yüzyıl öncesinde; deizm yerine teizm kelimesi kullanılmıştır ve benzeri inanışlara sahiplerdir.
Deist kelimesinin ilk kez kullanımı Pierre Viret tarafından Instruction ChrestienneMelankolinin Anatomisi
TDK'nın tanımına göre "Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş, neden tanrıcılık." manasına gelir.

Tarihi
Deist düşünce; eski zamanlardan beri (örn. Heraklitos) vardır. Deizm kelimesi ise; 17'inci yüzyılda özellikle İngiltere'de kullanılmaya başlamıştır.
Doğa dinine inanış 17'inci yüzyılda Avrupa'da bir devrim olmuş; bir çok kültür bu akıma destek vermiştir.
Rönesans dönemindeki hümanist yaklaşım; Avrupa'nın klasik Roma ve Yunan dönemindeki düşünceleri çalışmaya itmiştir.
Bunun yanı sıra eski dokümanların analiz edilmesi doğrultusunda ve bilimin de sunduğu olgularla tarihte ilk defa Hristiyan toplumlar tarafından İncil eleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda; Dünya tarihi'nin İncil'de anlatıldığından çok daha farklı olduğu ortaya çıkmıştır.
Mitoloji üzerine yapılan araştırmalarda da; bir çok dinin kendinden önceki dinlerden örnekler alarak hikayelerde karakterlerin isimlerini değiştirerek kullandığını ortaya çıkarmıştır.
16'ıncı ve 17'inci yüzyılda Avrupalıların Amerika, Asya ve Pasifik'i de keşfetmesinden sonra; aradaki farklılıklardan, dini Nuh'tan geliş teorisinin bozduğuna inanmışlardır.
Bu konuda Herbert; De Religione Laici (1645) de şu sözleri yazmıştır. (1564) isimli yapıtında olmuştur. İngiltere'de de Robert Burton (1621) eserinde kullanmıştır.

..bir çok inanış ya da din, açıkca, bir çok ülkede uzun süredir vardı, ve kesinlikle kanun koyucuların bahsetmediği bir tane bile yoktu, Wayfarer'ın Avrupa'da bir tane bulması gibi, başka biri Afrika'da, Asya'da ve bambaşka bir tanesi de Hindistan'da..

Bu doğrultuda; Hristiyanlığın bir çok din arasındaki dinlerden biri olduğunun farkına varılmış; ve hiç bir şeyin bir dinin diğerinden daha iyi ya da daha doğru olduğunu ispatlamayacağına inanmışlardı.

Dinlerle Anlaşmazlıklar
Avrupa Reformizm'in başladığından bu yana yaşadığı dini savaşlarla oldukça sorun yaşamıştı. 1642'de Herbert'in De Veritate yayımlanmış; 30 yıl savaşı Avrupa'da 25 yıl boyunca yaşama standartlarını oldukça zorlamıştı. O kadar büyük ve yokedici bir dini savaştı ki; Almanya'daki nüfusun %15 ila %20'si bu savaşlarda öldü. Daha da yakın olarak; İngiliz İç Savaşı'nda kral ve parlemento karşı karşıya gelmişti.
Tarikatların uyguladığı yoğun şiddet; geniş anlamda duyguların reddedilmesine yol almıştı. Bu ayrıca; doğal dini doğrulara insanları yönetti. Evrensel olarak kabul edilebilecek doğrular, doğa'nın kanunu veyahutta insan mantığının içindeki kanunlara ilgi duyuldu.

Bilimde İlerlemeler
17'inci yüzyıl bilimde oldukça fazla yeniliklerle karşılaştı. Kopernik, Kepler ve Galileo Dünya'nın kainatın merkezi olduğu düşüncesini yoketti ve kainatın gösterilmeye çalışıldığından oldukça büyük olduğunu ortaya sundu. Bu uyuşmazlıklar dini otoritelerce büyük tepki gördü; ve Galileo dince kabul edilmiş görüşlerin karşısında bir buluş sunduğu için yargılanması en belirgin örneklerindendir.
Bu doğrultuda din inanç ve mantık konusunda bir otorite olsa da; artık bilimsel konularda bir otorite değildi.
Isaac Newton'un evrensel yer çekimi; Dünya'da ve uzaydaki nesnelerin davranışını açıklamasıyla, doğal evren'in doğa kanunlarıyla yönetildiğini ortaya çıkardı. Bu teoloji de (Watchmaker anolojisi) Tanrı'nın kainatı yarattığı, doğa kanunlarına uygun bıraktığı ve sahneden çekildiğini önerdi.
Bu doğrultuda; dini mucizeler altında anlatılan doğa üstü olayların da doğa kanunlarına aykırı olması büyük fikir ayrılıklarına sebebiyet verdi.

Deizmin Özellikleri
Deizm konsepti; belli bir merkezi, temsilcisi, ya da belirgin kanunları olmadığı için bir çok değişik bakış açısına sahiptir. Ancak; Deizm'in merkezinde iki kural bulunmaktadır.

* İlan edilmiş bir dinin reddi - (bu Deizm'in negatif - eleştirici bakış açısından yönüdür)
* Mantığın bize dini doğruları öğretebileceği - (bu da Deizm'in pozitif - yapıcı bakış açısından yönüdür)

Eleştirici Deizm öğeleri şunları içerir:

* Tanrı tarafından ilan edilmiş veyahutta yazıldığı iddia edilen kitaplara sahip olan dinlerin reddi.
* İncil'in Tanrı'nın sözü olduğunun reddi.
* Mucizelerin ve kehanetlerin reddi.
* Dini bilinmez öğelerin reddi.
* İncil'deki yaratılış hikayesinin ve insanların doğuşta günahkar olduklarının reddi.
* Hristiyanlığın reddi.

Yapıcı Deizm öğeleri de şunları içerir:

* Tanrı vardır ve kainatı yaratmıştır.
* Tanrı insanların mantıksal davranmasını ister.
* İnsanların ruhları ölümden sonra hala vardır, bu doğrultuda ölümden sonra yaşam da vardır.
* Yaşam sonrasında, Tanrı iyi davranışlarımızı ödüllendirecek, kötü davranışlarımızı cezalandıracaktır.

Kişisel olarak deistlerin düşünceleri oldukça geniş ve değişiktir. Bazıları aralarında kendilerini asıl hristiyanlar olarak da ilan etmiş; İncil'den mucizeleri, kehanetleri ve bilinmezleri çıkartarak; İsa'nın insanlara iyilik öğretmek isteyen biri olduğunu sunmuşlardır. Örnek olarak Thomas Jefferson; bu öğeleri çıkartarak Jefferson İncili'ni yazmıştır.
Radikal olarak da; hristiyanlığı ve tüm dinleri tamamen reddeden ve mantık aramayan deistler de mevcuttur. Radikal deistler de dindar insanlar tarafından genelde ateist olarak görülmüştür.
Deizm dönemle Amerika'da da yayılmış; ancak daha sonra popülaritesini yitirmiştir.

Günümüzde Deizm
Bir çok hristiyan deist; Üniteryanizm inancına bağlanmıştır. Modern deistler klasik deizm inanşını, modern felsefe ile birleştirerek günümüz bilimiyle kullanmak istemişlerdir. Bu doğrultuda da bir çok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.
Eski deizm inanışında; Tanrı ile kişisel bir diyalog veyahutta karşılaşma mümkün gösterilirken; günümüzde Tanrı'nın insanüstü olduğu ve Tanrı'yı anlamanın insan mantığı sınırları içinde olmadığına inanılmıştır.
Bunun yanı sıra; Agnostisizm, Evrenselcilik ve Panteizm de başta olmak üzere; bir çok felsefi akımın ortaya çıkmasıyla Deizm'e olan ilgiyi düşürmüştür. Deizm isminin yerini günümüzde bir çok deist tarafından Evrenselcilik (Universism) almıştır. bırakırlar.

Deizm ile ilgili Eleştiriler
Deizm düşünce sisteminin dini konularda insan düşüncesini reddettiği, ve insan düşüncesinin tanrı kavramını algalıyacak yeterliliğe sahip olmadığı öngörülerek eleştirilir. Cennet ve cehennem kavramı kilise, sinagog, cami, tapınak ya da diğer mabetler tanrıyla kul arasındaki ibadete reheberlik edildiği önerilen papaz, imam, şaman, rahibe, rahip, kardinal, şeyh vb. dini görevliler ve peygamberleri reddederler. Evrim teorisini reddetmemesi, evrim teorisini reddedenler tarafından eleştirilmiştir. Klasikleşen bir deyişle; Ateizme giden yolda deizm, panteizm vb. sistemler bir durak olarak görülmüştür.


Sorular ve Yanıtlar:
Deizm neye dayanır?
Akıla ve doğaya. Evrene bakınca bir düzen görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı ya da tasarımcı inancına götürür.
Deizm ateizmin bir çeşiti midir?
Hayır. Ateizm tanrıyı reddeder. Deizme göre tanrı vardır. Deizm dinleri reddeder.
Eğer deism tanrı inancını kabul ediyorsa deizm ve yahudilik, islam, hıristiyanlık gibi diğer dinler arasında ne fark vardır?
Deizm yukarda da geçtiği gibi doğaya ve akla dayanır, vahye dayanmaz. Diğer tüm dinler vahye ya da kutsal kitaplara dayalıdırlar. Deizmde bir rahibe papaza ya da imama gerek yoktur. Deismde ihtiyaç olan tek şey kendi sağduyumuz ve düşünme becerimizdir.
Deistler tanrının evreni yaratıp geri çekildiğine mi inanıyorlar?
Bazı deistler öyle düşünüyor, bazı deistler tanrının insan davranışlarına müdahale edebileceğini düşünüyor. Örneğin, George Washington Long Island'dan çekilme ya da teslim olma arasında daha riskli olan çekilmeyi seçmiştir ve kendisine niye daha riskli olanı seçtiği sorulduğunda, bunun yapabileceğinin en iyisi olduğunu ve gerisinin tanrının taktiri olduğunu söylemiştir.
Deistler dua ederler mi?
Sadece şükür ve teşekkür için dua edebilirler, tanrıya dikte etmezler. Dua için belli bir yer ve zaman, belirli bir vücut duruşları yoktur.
Deistler tanrıyı nasıl görürler?
Tanrıyı istediği kadar gücü olan ölümsüz bir varlık olarak görürüz. Albert Einstein' dan alıntı deizmin tanrı tanımı için iyi bir örnek olacaktır: " Benim dinim kendini zayıf aklımızla algılamamız zor olan sonsuz güç sahibi üstün ruha alçak gönüllü bir şekilde hayran olmaktan ibarettir. Bu üstün düşünen gücün duyguları derinden etkileyen ikna ediciliği, ki bu kendini anlamak mümkün olmayan evrende ifşa eder, benim tanrı anlayışımı oluşturur"
Deizm bir mezhep midir?
Deizmin bir mezhep olması mümkün değildir çünkü Deizm kendine dayanmayı öğretir ve insanları daima akıllarını kullanmaya teşvik eder. Deizm bedeli ne olursa olsun otoriteyi sorgulamayı öğretir. Deizm vahye dayalı dinler gibi muhakemesi olmayan iddialarda bulunmaz. Vahye dayalı dinler insanları tanrının söylediklerine teslimiyete ya da bu sözlere karşı düşünme gücünüzü ertelemeye çağırır. Bunu iman olarak adlandırırlar. Örneğin, Musa'nın denizi yardığına ya da İsanın suyun üstünde yürüdüğüne ya da Muhammedin Kuran'ı bir melekten aldığına inanmak ne kadar mantıklıdır?
Deizmin dünyadaki fenalıklara karşı cevabı nedir?
Dünyadaki fenalıkların büyük bir kısmı eğer tanrı vergisi aklımızı kucaklasaydık ortadan kalkabilirdi. Unutulmamalıdır ki, Doğanın bulduğumuz ve ilerlemekte kullandığımız bütün kanunları, bilgisayardan tıppa ve uzay yolculuğuna kadar önceden beri vardı. Ama biz bilgimizi ilerletmek ve öğrenmek yerine batıl itikadları ve korkuyu seçtik. Başarının gereği olan zor işleri becermektense kendi davranışlarımızdan sorumlu olmadığımızı düşünmek daha çok yatıştırıcıdır. Deizm her soruya bir cevabının olduğunu iddia etmemektedir, deizm sadece bu sorulara giden doğru yolda olma iddiasındadır.


Deizm


17. Yüzyılda Fransa ve İngiltere'de ortaya çıkan bir anlayıştır. Bu görüş, Tanrı'yı akla dayanarak açıklamak ister. Dindeki mucizelere, boş insanlara karşı çıkarak batıl görüş ve dogmalardan insanı koruyarak, insanların din çerçevesi içinde akıllı, bilgili ve sorumlu biçimde davranmalarını amaçlar. Deizm, laikliğin doğması ve gelişmesinde etkili olmuştur.

Deizm'e göre Tanrı, ilk neden olarak evreni yaratmıştır. Tanrı, varlık düzenini bir kere yaratmıştır ve daha sonra müdahale etmesi akla aykırıdır. İnsan için en önemli ödev, Evren'i ve yasalarını akıl yoluyla bilmek ve anlamaktır. Dinlerdeki duygusal ve akla aykırı Tanrı kanıtlamaları gereksizdir. Bu görüş, Cherburi, J. Locke, J.J. Rousseau ve Voltaire tarafından temsil edilmiştir.


Dünya Deistler Birliği Tarafından Derlenmiş Deist Kavramları





Mezhep:

Deism’de Mezhep, bir grup insan tarafından mantıksız inanışların kabul edilmesidir.Tanım gereği Musevilik, Hristiyanlık Ve İslam birer mezheptir.Çünkü bu dinlerin müritleri inanmak için tanrı vergisi akıllarını kullanmazlar başka bir deyişle mantıksız dogmatik öğretileri ve hurafeleri kabul ederler.Mesela tanrının yahudilere hediye olarak mal ve mül vermesi, isanın tekrar dirilmesi ve miraca yükselmesi, okuyup üfleyerek şifa verme ( okuyup üfleyerek şifa bulunsaydı hiç kimse akçiğer kanserinden acı çekmezdi ayrıca her vaka başına özel sağlık kuruluşlarına milyonlarca dolar ödenmek zorunda kalınmazdı) ve Muhammedin Cennete uçması gibi.Tüm bunlar son derece yanlış ve mantıksız iddialardır.Çünkü Deism daima serbestliği, bağımsız düşünmeyi ve aklı destekler, Deism için bir mezhep olmak imkansızdır.

Deism:

Deizm, peygamberleri veya dinleri reddetmekle birlikte, insanoğlunun yapabildiklerinden daha yüce evrensel yaratıcı bir gücün varlığını, insanın doğuştan gelen aklıyla, doğa ve evrendeki kanun ve tasarımı kişisel gözlemleriyle onaylayarak ebedileştirmektir.

İman:

Bu kelime, sözde gökten inme dinler tarafından inanılmaz bir şekilde istismar ediliyor ve bu dinler tarafından mantıksız bir iddiayı kabul ettirmek için insanların tanrı vergisi akıllarını sekteye uğratmak yada en azından akıllarını bulandırmak anlamına geliyor.sözde gökten inme dinler için ilk günah, su üzerinde yürüme, tıbbi müdahale olmadan üfleyerek iyileştirme, kızıl denize ortadan ikiye ayırma gibi çılgınca ve mantıksızca iddiaları insanlara kabul ettirmenin tek yolu iman ettirme yoludur.İman kelimesi yüzyıllar boyunca sözde dinler tarafından kullanıldı ve asıl anlamı çarpıtıldığı için, Deism “iman” kelimesi yerine “güven” kelimesini kullanmayı tercih ediyor.

Deism ve vahiyle gelen dinler arasındaki ana farklardan biri; Deistler Tanrıya inanmak için “imana” gerek duymazlar.Bu alıntı Voltaire’den derlenmiştir, “İman nedir ? Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır ? Hayır. Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.Bu iman ile değil akıl ile alakalıdır.

Tanrı:

Doğadaki tasarım ve kanunların kaynağı olan evrensel yaratma gücüdür.

Akıllı Tasarım:

Akıllı tasarımdan kasıt doğadaki yapılardır, mesela gözlemlenebilir olan ve akıllı bir tasarımcı gerektiren DNS’nın karmaşıklığı.Bu başlık altında “YAPI” dan kastettiğimiz, birşeylerin sonsuz bir işbirliği motifi ile planlanmasıdır.Deism’ e göre, akıllı Tasarımın sahibi incildeki yaratılış efsanesine ihtiyacı yoktur.

Doğal İnanç:

Sözde vahiylere dayalı olan gökten inme dinlerin aksine doğanın tasarımlarının/kanunlarının aklın uygulanmasına dayalı tanrı inancıdır.

Felsefe:

Var oluş ilkelerinin ve gerçeklerinin öğretisi,bilgi veya davranış.

Mantık/Akıl:

Gerçeklere dayalı mantıksal çıkarımları veya sonuçları şekillendirmede kullanılan ruhani güç.

İnanç:

Sebebe, doğaya ve evrenin amacına ilişkin inançlar dizisi.

Vahiy:

Vahiy gelmesi durumu.Dinsel anlamda, vahiyden kasıt genellikle gaipten haber gelmesidir.Vahiy yanlızca birinci merciden haber verilmesidir, buda anlamsızdır.Mesela, eğer Tanrı bana birşeyleri vahiy ederse bu bana gaipten gelmiş bir haber olurdu.Eğer ben Tanrının bana söylediğini bir başkasına söylersem, bu haber sadece kulaktan dolma bir haber olurdu.Eğer bu kişi benim söylediğime inanırsa, tanrının değil benim söylediklerime inanmış olacaktı yani benim doğrularıma güvenecekti.

Sözde gökten inme din:

Bu organize hale getirilmiş bir Tanrıya tapınma ve inanma sistemidir.Belli bir dinin (vahiyle gelen) belli üyeleri/kurucuları ile Tanrının iletişim kurduğu bir sistemdir.Yukarıda da söylenildiği gii , herhangi bir sözde gökten inmiş bir dine inanan bir mürit Tanrıya değil, aracı olarak çalışan kişinin iddialarına inanmış oluyor.

Güven:

Güven, bir insanın mantık süzgecinden geçirdikten sonra başka bir insana veya başka birşeye inanmasıdır.