Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri (Latince: Pauperes commilitones Christi Templique Solomonici / Süleyman Tapınağı ve İsa'nın Fakir Askerleri), tanınmış Hristiyan askeri tarikatlarından biridir.[1] Resmi olarak iki yüzyıl boyunca faaliyette bulunmuşlardır.

Katolik Kilisesi tarafından resmi olarak 1129 yılında tanınan tarikat kısa zamanda güçlenmiştir. En güçlü zamanlarında askerî varlıkları 20.000 bulmuştur, fakat bunların sadece % 10'u tarikata bağlı şövalyelerdir.[kaynak belirtilmeli] Tarikatın ömrü neredeyse haçlı seferleriyle eş olmuştur. Beyaz renkteki eşyaları üzerinde kırmızı haçlarıyla Tapınak Şövalyeleri zamanlarının en korkulan savaşçılarından biri olmuşlardır.[kaynak belirtilmeli] Tarikatın askerî kanadı savaşlarda ün kazanırken tarikata bağlı diğer gruplar Avrupa genelinde ve Kutsal Topraklar'da geniş ölçekte yapılanmışlardır. Kutsal Topraklar'da ve Avrupa'da bir çok mevzi inşa eden tarikat bankacılık[2][3] ve para transferinin ilkel bir formunu bularak Hristiyan Hacılara büyük kolaylıklar sağlamıştır.

Haçlı Savaşlarının ardından tarikata büyük borçları olan Fransa Kralı IV. Philippe'in kâfirlik ("Katolik olmayan" anlamında) ve eşcinsellik gibi suçlamalarla, Şövalyeler'in ortadan kaldırılması için Papa V. Klemens'e yaptığı baskıların neticesinde 1312'de Tarikat ortadan kaldırılmış ve tarikatın herşeyine el konulmuş ve Tapınakçılar cadı avında olduğu gibi yakılarak öldürülmüşlerdir. Son olarak 1314'te Jacques de Molay (ok. "jak de mole") ve beraberindeki Tarikat üyeleri kazığa bağlanarak yakılmak sûretiyle idam edilmişlerdir


Birinci Haçlı Seferinin ardından bir çok hacı Kutsal toprakları ziyaret etmek için Avrupa'dan yola çıktılar. Fakat savaşlardan sonra düzeni bozulan bu topraklarda bir çoğu haydutlar tarafından soyuldu ve katledildi. 1119 yılında Fransız Hugues de Paynes ve arkadaşı Godfrey de Saint-Omer hacıları korumak amacı ile kurucakları tarikata destek sağlamak için Kudüs Kralı II. Baldwin'e başvurdular.[5]Kral onlara Müslümanlarca Zeytin Dağı olarak adlanrılan Tapınak Dağında bir yer verdi. Mescid-i Aksa'nın da burada bulunması ve Süleymanın Tapınağı'nın kalıntılarınında burada bulunduğuna inanılması sebebiyle kurulan tarikat, "İsanın ve Süleyman Tapınağının Takipçileri"[kaynak belirtilmeli] adını aldı. Kuruluşunda dokuz şövalyenin rol oynadığı tarikat, finansal kaynaklardan yoksun olması nedeniyle tamamen bağışlara bel bağlamıştı. Tarikatın amblemi olarak kullanılan aynı ata binmekte olan iki şövalyede bu sadeliği ve fakirliği simgelemekteydi.

Tarikatın bu durumu fazla sürmedi. Clairvaux'lu Bernard, kurucu şövalyelerden birinin yeğeniydi, Troyes kentinde toplanan konseyde tarikatı Papa'ya anlattı ve Papa tarafından resmi olarak onaylandılar. Bundan sonra Papa II. Innocentius tarafından ayınlanan özel bir fermanla tarikat mensupları bütün ülke sınırlarından serbestçe geçme, vergi ödememe ve Papa dışında hiçbir otoriteye karşı hesap vermeme gibi geniş haklara sahip oldu. Papa'dan gördükleri bu destek sonrasında Avrupa genelinde soylulardan para, arazi ve askeri destek gördüler.[6]

Tarikat kazandığı bu güçle kısa zamanda gelişti. Haçlıların Kutsal topraklarda kazandıkları savaşlarda büyük etkileri oldu. Ayrıca ellerine geçen mali güçle ilk çek sistemi sayılabilicek sistemi geliştirdiler. Kutsal topraklara gidicek kişi Avrupa'daki bir tarikat mensubuna parasını yatırıp sadece tarikata üye kişilerin çözebiliceği kodlama ile yazılmış bir mektup alırdı. Daha sonra gidiceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı. Böylece soygunlarda can ve mal kaybı önlenmesi amaçlanmıştı.[7]

Tarikat bağışlar ve kendi yatırımlarıyla elde ettiği gelirlerle Avrupa'nın ve Ortadoğu'nun bir çok yerinde kiliseler ve kaleler kurdu. En güçlü zamanlarında Kıbrıs Adası, tarikatın yönetimi altındaydı



Haçlı Savaşları'nın başlamasından yaklaşık bir yüzyıl sonra savaşın gidişatı Hıristiyanlar için değişmeye başladı. Müslümanlar Selahattin Eyyubi gibi komutanların kumandasında Haçlılar karşısında zaferler kazanmaya başladılar. Özellikle Hittin Savaşı'ndan sonra güçleri kırılan Hıristiyan güçlerinden Selehattin 1187 yılında Kudüs'ü aldı. Kudüs'ün kaybıyla Tarikat karargâhını kuzeydeki Akka'ya taşımak zorunda kaldı. Hıristiyanlar 1229 yılında geri aldılarsa da 1244 yılında Memlükler şehri geri aldı. Akka'ya taşıdıkları karargahlarınıda 1291 yılında kaybeden Tarikat merkezini Kıbrıs'taki Limasol'a taşımak zorunda kaldı. Bundan sonra askeri açıdan zayıflıyan tarikata gelen yardımlarda azaldı. Her ne kadar güçlerini kaybetmiş olsalarda iki yüzyıllık bir yapılanma sonunda Tarikat Avrupa'da gündelik yaşamın bir parçası olmuştu ve Papalık fermanı sayesinde monarşilere karşı kazandıkları özerklik tansiyonu yükseltiyordu. Her ne kadar zayıflamış olsalarda hala ordularının bulunması ve Töton Şövalyelerinin Prusya'da, Hospitalier Şövalyelerinin Rodos'ta[10] yaptığı gibi kendilerine ait bir yönetim oluşturma amaçları sonlarını hazırladı.


1307 yılında tarikatın başındaki isim olan Jacques de Molay, tarikatı Hospitalierlerle birleştirmek istedi fakat bir anlaşmaya varamadılar. Her iki tarikatta konuyu Papa'ya taşıdı. Fakat bu sırada Papa, özellikle son yıllarda Tarikat hakkında yapılan suçlamalardan rahatsız olduğu için Fransa Kralı IV. Philippe'in baskısıyla tarikatı aforoz etti ve Tarikat üyeleri tutuklanarak işkence altında kabul ettirildikleri suçlamalardan dolayı idam edildiler.[11] 1312 yılında Papa Tarikatı resmi olarak dağıttı ve mülklerinin bir çoğunu Hospitaler Tarikatına geçirdi.[12] Rivayete göre, Molay yakılırken Papa'yı ve Kral'ı lanetleyerek sene sonuna kadar onların da öleceğini söyledi.[kaynak belirtilmeli] Hem Kral hem Papa aynı sene içerisinde öldüler (1314). Tapınakçılar tarikatının hayatta kalan üyeleri başta İskoçya olmak üzere Papa'nın elinin yetişmeyeceği yerlere dağıldılar. Tarikat'ta otuzuncu derece olarak kurulan Siyah ve Beyaz Kartal Şövalyesi mertebesinin (İng. Knight of the Black and White Eagle) öğretisinin ve hedefinin, Jacques de Molay'nin (ok. "jak de mole") intikamını almak için IV. Philippe'i (ok. "filip") öldürmek olduğu -daha geniş anlamda Katolik Fransız monarşisini ve bütün Katolik monarşileri yok etmek olduğu- ve IV. Philippe'i onların öldürdüğü söylenir